Centilmen Kedi Kafesi

Bunu kaydır

Sevgili günlük.

Düzenli bir şeyler yazmaya, günlük tutmaya benim kadar yabancıysanız genel de girişler bu şekilde olur. Evet günlük yazmak gerçekten çok güzel bir alışkanlık. Yaratıcılığı tetiklediğini düşünüyorum. Bu alışkanlığı çok erken yaşta kazanmayı her ne kadar istesem de bende günlük tutma olayı çoğumuzda olduğu gibi öğretmen zoruyla oldu.

Ortaokul’da idealist bir Türkçe öğretmeni gelir ve herkesten günlük tutmalarını ister. Haftanın başında da imzalayarak günlük tutup tutmadığımızı kontrol eder. Bende tam olarak bu şekilde gerçekleşti. Ödev ya da zorunluluk olarak başlayan bu süreç bir süre sonra dedikodu yaptığın bir mecraya dönüşüyor. Bende öyle oldu en azından, bir de yakın arkadaşımda. Yıllar sonra günlüklerimizi okuduğumuzda birbirimize baya gömdüğümüzü farkettik.

Şöyle de bir logoları var çok tatlış.

Yazıyı fazla dağıtmadan konuya gireyim. 10 Ocak günü okulumun yanında bulunan bir kafeye gittim. Kafenin ismi “Le GentleCat”. İsminden dolayı ben başlarda bizdeki gibi sevimlilik olsun diye kedi ismi koyduklarını, arada da sokakta baktıkları kedileri kafeye aldıklarını düşünmüştüm. Ancak konsept tamamen kediler üzerine kurulu, kediler kafenin sahibi, müşteriler ise misafiri gibi.

Bir insan ancak bu kadar iplenmezdi.

Girişte elinizi dezenfekte etmeniz gerekiyor. Masaya oturduğunuzda ise menüden önce sizi bir aile albümü karşılıyor. Kafe sakini kedilerin bilgilerinin yer aldığı. İsimleri, yaşları, etnik kökenlerinin yanısıra neleri sevip sevmedikleri de yer alıyor. 5 yıldız üzerinden puanlandırılarak, uykuyu, sevilmeyi sevip sevmedikleri ya da oyuncu olup olmadıkları yer alıyor. Masalar fazla yüksek olmadığı için kediler masanıza kolaylıkla tırmanabiliyorlar, ya da yanınıza gelip uyuyabiliyorlar.

Masalarda ucunda tüylü aksesuar bulunan kedi oyuncakları da bulunuyor. Kedilerle etkileşime girmek Türkiye’de olduğu kadar kolay değil. Çok garip bir şekilde “Pist, piss, pisi pisi” seslerine tepki vermiyorlar. Kafedeki kediler genel olarak tepki vermiyorlar, insanlara fazlasıyla alışmışlar ve aristokrat havasında takılıyorlar. Bütün ihtiyaçları giderildiği için mesela benim başaramadığım başkalarına mesafeli olabilmeyi çok güzel başarıyorlar.

Fiyatları euro/tl bazında kıyaslayınca fazlasıyla tuzlu, malum kur farkları. Ancak ülke kurunu birim olarak aldığımızda ise ( 2018 Fransa asgari ücret tutarı 1498 Euro iken 2018 Türkiye ise 1603 Türk Lirası ) çaylar ve kahveler 5 lira gibi bir tutara tekabül ediyor. Bunun yanında garsonların darlamadığını söylememe gerek yoktur sanırım.

Buralarda da varım

2 Yorum

    • İlk yorumun senden gelmesi çok sevindirici, çok teşekkür ederim hocam.

Bir yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares