Fransa Yazı Dizisi – Nasıl Geldim?

Bunu kaydır

Yazımı okumaya başlamadan önce Fransa’ya öğrenci vizesi alarak geldiğimi belirtmek isterim. O yüzden yazacağım içerik Fransa’da dil öğrenmek, lisans, yüksek lisans ya da doktora yapmak isteyen 18/35 yaş arası arkadaşları ilgilendiriyor.

Türkiye’de yaşarken yaşıtlarım başta olmak üzere çevremdeki hemen herkesin aklında yer alan düşünceydi Türkiye’den bir şekilde gitmek. Türkiye’den gitmek derken gelişmiş, alım gücü yüksek bir AB ülkesi ya da Anglosakson ülkesine gitmekten bahsediyorum yoksa kimse Pakistan’a, Belarus’a ya da Nikaragua’ya gitmek istemiyor. Buna ben de dahil. Gerçi bir zamanlar ölmeden Fidel Castro’yu görmek için Küba’ya gitme hayalim vardı ama o da yalan oldu haliyle. Adamın da suçu yok hani baya uzun yaşamıştı rahmetli.

Türkiye’de lise seviyesinde bir üniversitede kamu yönetimi bölümünü bitirdim. O yüzden bu yazı ülke gençlerinin çoğunu ilgilendiriyor. Atanamayan, işsiz kalan İİBF mezunları hepimizin malumu. Ben nispeten çoğunluktan şanslıydım çünkü üniversite bitmeden Orta Öğretim KPSS’ye girmiş, Adalet Bakanlığı’nda zabıt katibi olarak göreve başlamıştım. O zamanlar da ayrı bir yazının konusu olsun. 3 yıldan fazla katiplik yaptıktan ( araya kısa dönem askerliği de sıkıştırdım. Nedense Türkiye’ye ziyarete geldiğimde hep hava alanında inzibatlar tarafından zorla askere alındığım anları hayal ettiğim için aradan çıkartmak istedim. Bu da ayrı bir yazı konusu olsun.) sonra bir aile dostumuzun tavsiyesiyle gitme planım iyice netleşti.

Daha önce de dediğim gibi okuduğum üniversite liseden hallice olduğu için kendimi pek üniversite okumuş gibi hissetmiyordum o nedenle hep güzel bir üniversite arayışındaydım. Bir şekilde birikim yapıp Polonya ya da Estonya gibi bir ülkede üniversite bitirip AB diploması sahibi olma ve bir şekilde iş bulma hayallerim vardı. Bahsettiğim ülkeler eğitim kalitesi olarak beni tatmin eden üniversitelere sahip olsalar da üniversitelerin yıllık ücretleri ciddi anlamda beni zorlayan cinstendi. Mesela Estonya’da “Video Oyun Tasarımı Bölümü” yıllık 4500 Euro’yken (gerçekten de bu fiyatı hak eden bir bölüm) aynı ülkede “İşletme Bölümü” ise 3000 Euro’dan başlıyordu. Polonya’da da fiyatlar benzerdi. Ufaktan birikim yapmaya çalışsam da kur farkı gittikçe açılmaya başlıyordu. İşte böyle anlarda bir aile dostumuz benim bu planımdan haberdar oldu ve “ Lyon’u düşünür müsün? Sana orada iş de bulabilirim.” diyerek kanıma girdi. Zaten uzun süredir istediğim bir şeydi, her ne kadar Fransızca hayatım boyunca bana bir İspanyolca ya da Almanca kadar kolay gelmese de kabul ettim. Sonuçta Fransa güzel bir ülke ve Fransızca da prestijli bir dil.

Bilmeyenler için Lyon Fransa’nın en büyük 3. şehri. Rhone ve Saone adında iki nehir şehrin içinden geçtiği için İzmir’den gelen bana deniz yoksunluğu hissettirmedi. Şehrin nüfusu yaklaşık beş yüz bin. Dört milyonluk İzmir’den sonra bana rahatlama gelmişti nüfusunu öğrenince. Şehir tüm dünyada gastronominin başkenti olarak tanınıyor. Şehirde yaşayan çok fazla Türk var. Dolayısıyla da Türk Restoranları. O yüzden kendinizi biraz sevdirebilirseniz kolayca iş bulabilirsiniz. Bu arada sevdirebilmek biraz Yeşilçam Filmleri’ndeki sapık bakkalları hatırlattı bana. O değil de konu ne kadar dağıldı ya. Ben en iyisi yaptığım hazırlıklardan bahsedeyim sizlere.

  • Fransız Kültür’e gelerek bilgi aldım. Bana Fransa’nın tanıdığı tüm kursları içeren bir broşür verdiler. Aralarından bana en uygunu Lyon Katolik Üniversitesi’ydi.
  • Üniversitenin sitesinden ön kayıt yaptırdım. Gerekli belgeleri belirttiğim adrese postaladılar.
  • Üniversitenin bana yolladığı belgeleri alarak yine Fransız Kültür’de yer alan Kampüs Fransa’ya geldim ve onay aldım. Öğrenci vizesinin yolu buradan geçiyor. Kampüs Fransa onaylamazsa Fransa’da hiçbir şekilde eğitim alamazsınız. O yüzden Kampüs Fransa çok önemli. Bir de bu görüşmeye gitmeden önce biraz gergindim. Cem Yılmaz’ın pasaport kontrol noktaları hakkında yaptığı skeçler aklıma geliyordu ancak hiç umduğum gibi olmadı. Görevli bana çok yardımcı oldu. Gittiğim zaman alabileceğim devlet yardımlarını, lisans ya da yüksek lisans okumak için neler yapmam gerektiğini detaylıca anlattı.
  • Kampüs Fransa onayını aldıktan sonra vize için gerekli diğer belgeleri toplamaya başladım. Bu belgeler kabaca şunlar.
  • Banka hesap dökümü ( Kalacağınız ay başına 650 Euro göstermeniz gerekiyor.)
  • Kalacağınız yerin adresi. ( Kayıt yaptıracağınız üniversitenin yurdu ya da anlaşmalı stüdyo daireleri başlangıç için çok uygun. Ben yurdu tercih etmiştim ve internet hızı dışında hiçbir sıkıntı yaşamadım.)
  • Uçak bileti. ( Bagaj hakkını alabildiğiniz kadar maksimum sınırdan alın. Hayat kurtarır demedi demeyin.)
  • Vize talep dilekçesi.
  • Motivasyon mektubu. ( Bu arada motivasyon mektubu yazmaya kendinizi alıştırın çünkü Fransa’da almak istediğiniz eğitimden Burger King’de yaptığınız iş başvurusuna kadar her şeyde motivasyon mektubu hazırlamanız gerekiyor. Ancak gözünüzde büyütmeyin. Kabaca kendinizi tanıttığınız, neden bu eğitimi almak istediğiniz ve bu eğitimin size ne katacağı bir de gelecekte yapmak istedikleriniz konulu 5/6 paragraftan oluşan bir mektup.)
  • Belgeler toplantıktan sonra VFS Fransa’dan vize başvurusu randevusu alıyorsunuz ve başvurunun yapılacağı tarihte orada bulunuyorsunuz. (Bu arada VFS Fransa çok önemli çünkü başka aracı kurumlardan mağdur olanların sayısı bir hayli fazla. Giden parayı bir şekilde telafi etseniz de kaybettiğiniz zaman pek telafi edilemiyor maalesef.)Teslim ettiğiniz tüm evraklar İstanbul’daki Fransız Başkonsolosluğu’na gönderiliyor. 3 haftalık süre içinde de onay ya da red cevabını alıyorsunuz.

Red konusunda korkacak bir şeyiniz olmasın. Özellikle de öğrenci vizesi için başvuracak olanlar. Ekonomik gerekçelerle ya da güvenlik gerekçesiyle reddedilirsiniz. Bir de eksik evrak teslim ettiyseniz. Geçtiğimiz yıllarda yapılan bin küsur başvurudan yalnızca 5/6 tanesinin reddedildiğini okuduğumda baya rahatlamıştım. Daha detaylı bilgileri konsolosluk sitesinden de bulabilirsiniz.

Bütün hazırlıklarımı tamamladıktan sonra 4 saatlik İzmir Lyon seferiyle 17 Eylül akşamı Lyon’a geldim. Aslında buraya “Kırk sene önce buraya bir adam indi. Elinde bir bavul, cebinde bir bıçak, o kadar!” çok güzel giderdi ancak maalesef ben Ramiz Dayı kadar ne kendimden emindim ne de karizmatiktim.

Bütün bunlardan bahsettikten sonra hepimizin asıl merak ettiği yaşam giderleri ve onların nasıl karşılanabileceği hususundan bahsetmek istiyorum. Fransa öğrencilere yıllık 964 saat çalışma izni veriyor. Asgari ücret saatlik 10 Euro olduğu için ayda yaklaşık 803 Euro gibi bir gelir elde edebilirsiniz. Hatırlarsanız sizlerden vize için aylık 650 Euro gösterdiğiniz banka dekontlarını göstermenizi istediklerini söylemiştim. Yaşam giderleri minumum bu düzeyde.Aylık kira giderleri 350’den başlayarak artmakta. Yukarıda da belirttiğim gibi öğrenci yurtları sizler için başlangıçta en ideal olanı. Yurtların bir avantajı da elektrik, su ve internet ücretlerinin yurt ücretine dahil olması. Zamanla daha uygun işler ve kafa arkadaşlar bulabilirseniz daha konforlu yerlere geçiş yapabilirsiniz. Benim aylık mutfak masrafım ise maksimum 150 Euro oluyor genelde. Tek başınıza yaşıyorsanız yumurtasıydı, sütüydü, sebzesi, meyvesi, kırmızı – beyaz etleri ve alkolüyle 150 Euro sizi çok rahat geçindirir. Sinema 8 Euro, spor salonları 30 Euro civarında. Etkinliklerin çoğu ücretsiz. Yalnızlıktan hoşlanıyorsanız kitabınız ve içeceğinizle nehir kenarına ya da parklara gidebilirsiniz. Bu da bedavadan biraz pahalı sanırım. Sonuç olarak devletin size tanımış olduğu çalışma izni sizi ne güldürür ne de süründürür.

Yazımı burada sonlandırırken bütün sorularınızı yorumlarda bekliyorum.

Buralarda da varım

Bir yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares