Gitti Andy Geldi Bonnie: Oyuncak Hikayesi 4

Bunu kaydır

CD oynatıcılarını hatırlayanlarınız olacaktır. Bir ara bu aletler sayesinde bizim ev de dahil olmak üzere çoğu eve film kiralama ( İllegali sevenler içinse korsan film satın alma) kültürü yerleşmeye başladı. Yaş itibariyle teknolojiye hızlı adapte olunan ancak belli başlı zevklerin de yerleşmediği bir dönemden geçiyordum. 6. Sanatın insanlarımız için pazarda korsancılar tarafından satılan bir ürün, benim için de çizgi filmlerden ibaret olduğu, Frodo ve Harry Potter’ın aynı kişi olduğu sanrısıyla geçen tehlikeli dönemler. Gerçi ben yine yaşıtlarımdan iyiydim, akranlarım Matrix’i böcüklü film olarak hatırlarken ben  mermilerden kaçma hareketi yapabiliyordum. Bence güzel bir meziyet.

İşte böyle bir dönemde evimizin çok yakınında film kiralayabileceğimiz bir yer açılmıştı ve benim de ilk kiraladığım filmlerden birisiydi Oyuncak Hikayesi 2. İlk filmini de başkası kiraladığı için ben ikincisini kiralamıştım. Çocuk olduğum için devam filmleri konusunda hassasiyetim yoktu. Ergenlikte de yoktu aslında. Film kiralamanın kötü tarafı bu işte, istediğim filmi bulamayınca o seriden başka bir filmi izliyordum ben. Yüzüklerin Efendisi’ni 2-1-3, Baba Serisi’ni ise 1-3-2 şeklinde izlemiş bir insanım ben. Sinema konusunda benimle hararetli tartışmadan önce bunu bir düşünün. Cevap veremediğim yerde bunu kullanmayı düşünüyorum sizlere karşı.

Pixar’ın en temel filmlerinden birisidir Oyuncak Hikayesi. Bir grup oyuncağın kendilerini hiçbir şekilde hak etmeyen Andy için çırpınmalarını konu alır. Böyle söyleyince de aşırı basitleştirmiş oldum ama gerçekten de öyle. Andy tam iyi gün dostu. Woody iyiyken iyi, Woody’nin mesela bir yeri yırtıldığı, söküldüğü zaman hemen ondan vazgeçecek kadar da gamsız. Aslında çocuk 8 yaşında hak vermek de lazım ama Pixar çok anlam yüklüyor işte. Filmi oyuncakların gözünden izleyince 8 yaşındaki Andy bir anda otoriteye dönüşüyor. Yaptığı çocukça mallıklar ise oyuncaklarda ( dolaylı olarak da bizlerde ) cezalandırılmışız etkisi oluşturuyor.

İzlemeyenler için ilk film Buzz Lightyear’ın ekiple tanışması ekseninde şekilleniyor. İkinci film Woody’nin Andy ile bir kampa gidebilmek için çırpınmasını konu alıyor. Üçüncü filmed Andy üniversite çağına geldiği için oyuncaklarını bir kreşe bağışlıyor ve olaylar bu eksende şekilleniyor. Gelelim dördüncü filme…

Dördüncü filme ekibimiz Bonnie adında çok tatlı bir kızın oyuncakları olmuştur. Bonnie ilkokula başlayacağı için herkeste bir telaş vardır. Okulun ilk günü bir şekilde sorunsuz atlatılmış, Bonnie’nin ailesi de ödül olarak Bonnie’yi karavanla lunaparka götürmeye karar vermişti.Film lunaparkta yaşanılan birkaç günü konu almakta.

Filmde geçen yıllarla birlikte animasyon ve hikaye kalitesinde gözle görülür bir artış var. Özellikle karakterlerin artık eskisi gibi siyah ve beyaz değil gri çizgilerle şekillendirilmesi hikaye anlatım tekniğini birkaç tık yükselttiklerini gösteriyor. Bir de diğer her şeyde olduğu gibi güçlü kadınlar, kadın liderler akımı bu filmed de kendisini gösteriyor. Disney’in çocukların algılarını şekillendirmedeki rolü gerçekten takdire şayan. Bu akımla büyüyen çocuklar gerçekten ilerde cinsiyet eşitsizliğini çözmede kilit roller üstlenecektir eminim. Ancaaak. Buraya bir ancak bırakmak istiyorum. Disney’in bunu kör göze parmak sokarcasına yapması (Aslında evet ya böyle yapmalı sonuçta kitlesi çocuklar. Bana ne oluyorsa), feminizmi pazarlama konusu haline getirmesi biraz can sıkıcı. Yani bu Disney zamanında birkaç nesili bağımsız, kendi ayakları üzerinde duran kadın karakterler yerine ana karakter olmasına ragmen genelde geri planda kalan prenseslerle büyütmese samimi bulacacağım ama öyle değil işte. Cesur filmindeki Merida, Alaaddin’deki Yasemin genel olarak otoriteye boyun eğmeyen prenseslerdi ancak bunu biraz şımarıkça yapıyorlardı. Bir Moana ya da Zootropolis’teki Judy değillerdi yani.

Sonuca gelecek olursak. Film güzel. Disney bunun ekmeğini bir süre yiyecek gibi duruyor. Umarım her yıl yeni bir film çıkartmak yerine daha önce de yaptıkları gibi 3/4 yıla bir film çıkartırlar.

Buralarda da varım

Bir yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

shares